Çene cerrahisi, ağız–diş–çene bölgesinde sadece “çekim” ya da “ameliyat” gibi görünen işlemlerin ötesinde; çiğneme fonksiyonu, konuşma, yüz simetrisi ve enfeksiyon kontrolü gibi pek çok kritik alanı etkileyen bir tedavi disiplinidir. Diş sağlığı bu yüzden yalnızca estetik bir konu değildir; ağız içinde ilerleyen bir enfeksiyonun ya da uzun süre fark edilmeyen bir gömülü dişin, zamanla çene kemiğini ve çevre dokuları etkilemesi mümkündür.
Özellikle gömülü 20’lik dişler, çene kemiği kistleri, apikal enfeksiyonlar, travmaya bağlı kırıklar veya ileri kemik kaybı gibi durumlar; geciktikçe daha komplike hale gelebilir ve tedavi planını zorlaştırabilir. Bu noktada amaç, problemi büyümeden yakalayıp doğru yöntemle yönetmektir.
Bu yazıda Aile Diş yaklaşımıyla; çene cerrahisini hangi diş problemlerinin gerektirdiğini, hangi belirtilerin “beklememek” gerektiğini ve değerlendirme sürecinde hangi adımların izlendiğini net ve anlaşılır biçimde ele alacağız. Böylece “Bu durum çene cerrahisi gerektirir mi?” sorusuna daha bilinçli bir yanıt verebileceksiniz.
Çene Cerrahisi Nedir, Hangi Durumlarda Gerekli Olur?
Çene cerrahisi; ağız, diş ve çene bölgesini ilgilendiren ileri düzey cerrahi işlemleri kapsayan bir diş hekimliği alanıdır. Bu uygulamalar, standart dolgu, kanal tedavisi veya basit çekimlerle çözülemeyen durumlarda devreye girer. Amaç yalnızca mevcut sorunu ortadan kaldırmak değil; çiğneme fonksiyonu, ağız sağlığı ve yüz estetiğini uzun vadede korumaktır.
Çene cerrahisi genellikle aşağıdaki durumlarda gerekli hale gelir:
- Dişlerin çene kemiği içinde yanlış konumlanması
- İlerlemiş enfeksiyon ve apse odakları
- Çene kemiğini etkileyen kist veya lezyonlar
- Fonksiyonel bozukluklara yol açan yapısal problemler
Erken dönemde fark edilmeyen sorunlar, zamanla daha kapsamlı cerrahi müdahaleleri zorunlu kılabilir.
Ağız, Diş ve Çene Bölgesini İlgilendiren Cerrahi İşlemler
Ağız, diş ve çene cerrahisi kapsamında yapılan işlemler oldukça geniş bir alanı kapsar. Bu müdahaleler, hem sağlık hem de fonksiyon açısından kritik öneme sahiptir.
En sık uygulanan cerrahi işlemler şunlardır:
- Gömülü ve yarı gömülü diş çekimleri
- Çene kemiği kistlerinin ve patolojik oluşumların çıkarılması
- İleri enfeksiyonların cerrahi temizliği
- Travmaya bağlı çene kemiği hasarlarının tedavisi
Bu işlemler, hastanın ağız yapısı ve genel sağlık durumu değerlendirilerek planlanır. Cerrahi karar sürecinde radyolojik görüntüleme ve klinik muayene birlikte ele alınır.
Diş Tedavilerinin Yetersiz Kaldığı İleri Vakalar
Diş tedavileri çoğu zaman erken evrede etkili sonuçlar verir. Ancak bazı vakalarda sorun ilerlemiş olabilir ve klasik tedavi yöntemleri yetersiz kalabilir.
Çene cerrahisini gerekli kılan ileri vakalara örnekler:
- Tedavi edilmemiş derin enfeksiyonlar
- Komşu diş köklerine zarar veren gömülü dişler
- Tekrarlayan apseler
- Çene kemiğine yayılmış iltihap odakları
Bu tür durumlarda cerrahi müdahale, hem enfeksiyonun kontrol altına alınması hem de çevre dokuların korunması açısından kaçınılmaz hale gelir.
Fonksiyonel ve Yapısal Problemlerde Cerrahi Gereklilik
Çene bölgesindeki yapısal bozukluklar, yalnızca estetik değil aynı zamanda fonksiyonel sorunlara da yol açabilir. Çiğneme, konuşma ve ağız açma hareketleri bu durumdan doğrudan etkilenir.
Cerrahi gerektirebilen fonksiyonel problemler şunlardır:
- Çiğneme sırasında ağrı veya dengesizlik
- Ağız açmada kısıtlılık
- Çene kemiğinde şekil bozuklukları
- Dişlerin sağlıklı hizalanamaması
Bu problemler tedavi edilmediğinde, zamanla çene eklemi rahatsızlıklarına ve kronik ağrılara neden olabilir.
“Fonksiyonel bozukluklar yalnızca dişleri değil, çene eklemini ve yüz kaslarını da etkiler. Bu nedenle sorun yalnızca estetik açıdan değil, bütüncül olarak ele alınmalıdır.”
Çene Cerrahisi Gömülü ve Yarı Gömülü Dişler
Gömülü ve yarı gömülü dişler, çene kemiği içinde normal sürme yolunu tamamlayamayan dişlerdir. En sık karşılaşılan örnek, 20’lik dişlerdir.
Bu dişler:
- Ağız içinde yeterli yer bulamaz
- Yan dişlere baskı uygular
- Temizlenmesi zor alanlar oluşturur
Bu durum, uzun vadede ciddi ağız sağlığı problemlerine zemin hazırlar.
20’lik Dişlerin Çene Kemiği İçinde Konumlanması
20’lik dişler genellikle geç yaşlarda sürer ve çene yapısı bu dişler için yeterli alan sunmayabilir. Bunun sonucunda dişler:
- Tamamen gömülü
- Yarı gömülü
- Yan yatık pozisyonda
konumlanabilir.
Yanlış pozisyondaki 20’lik dişler, çevre dokular üzerinde baskı oluşturarak ağrı ve enfeksiyon riskini artırır.
Komşu Dişlerde Çürük ve Kök Hasarı Riski
Gömülü dişler yalnızca kendileri için değil, komşu dişler için de risk oluşturur. Özellikle yarı gömülü dişlerin bulunduğu bölgeler yeterince temizlenemez.
Bu durum şu sonuçlara yol açabilir:
- Komşu dişlerde gizli çürükler
- Diş köklerinde rezorpsiyon (erime)
- Uzun vadede diş kaybı
Sorun fark edildiğinde yalnızca gömülü diş değil, çevre dişler de değerlendirilmelidir.
Enfeksiyon ve Kist Oluşumuna Zemin Hazırlaması
Tedavi edilmeyen gömülü dişler, zamanla enfeksiyon ve kist oluşumuna neden olabilir. Bu oluşumlar çene kemiğini sessizce tahrip edebilir.
Aşağıdaki tablo süreci özetler:
| Durum | Olası Sonuç |
| Uzun süre gömülü diş | Enfeksiyon riski |
| Kronik iltihap | Kist oluşumu |
| Kist büyümesi | Çene kemiği kaybı |
| Geciken müdahale | Daha kapsamlı cerrahi |
Bu nedenle gömülü dişler “ağrı yapmıyor” diye göz ardı edilmemelidir.
Çene Kistleri ve Tümörleri
Çene kistleri, genellikle belirti vermeden ilerleyen sıvı dolu yapılar olarak bilinir. Bu kistik oluşumlar, çoğu zaman diş hekimlerinin rutin kontrolleri sırasında radyografik görüntüleme ile tesadüfen keşfedilir. Kistler büyüdüğünde rahatsızlık verebilir.
Çene tümörleri ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Genişlemeye ve deformasyona neden olan bu lezyonlar, çene kemiğinde kalıcı hasar yaratabilir. Erken teşhis ve tedavi önemlidir; aksi halde yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilirler.
Uzun süre belirti vermeden ilerleyen kistik yapılar
Çene kistleri, genellikle uzun süre belirti vermeden ilerleyen kistik yapılar olarak bilinir. Bu durum, hastaların çoğu zaman geç evrede farkında olmalarına yol açar. Kistler, çene kemiği veya diş köklerinde oluşabilir ve büyümeleriyle birlikte rahatsızlık hissi yaratmaya başlayabilir.
Belirtiler ortaya çıktığında ise ciddi sorunlar gelişmiş olabilir. Ağrı, şişlik veya enfeksiyon gibi semptomlarla kendini gösterebilirler. Radyografik görüntüleme ile tespit edilmesi önemli bir adımdır; çünkü erken dönemlerde tanı konulması tedavi sürecini kolaylaştıracaktır.
Radyografik görüntüleme ile tesadüfen saptanan lezyonlar
Radyografik görüntüleme, diş hekimliği pratiğinde kritik bir rol oynar. Bu yöntem, çoğu zaman ağrı veya belirti göstermeyen çene kistleri ve tümörleri gibi lezyonların tesadüfen tespit edilmesini sağlar. Diş röntgeni çektirirken elde edilen bu görüntüler, doktorun hastanın ağız yapısını detaylı bir şekilde incelemesine olanak tanır.
Lezyonlar genellikle radyografide anormal alanlar olarak görünür. Zamanla büyüyebilen bu yapılar, tedavi edilmediği takdirde daha ciddi sorunlara yol açabilir. Erken teşhis ile uygun müdahale şansı artırılır ve potansiyel komplikasyonların önüne geçilir.
Çene kemiğinde genişlemeye ve deformasyona yol açması
Çene kemiğinde gelişen kist ve tümörler, zamanla genişlemeye neden olabilir. Bu durum, çene yapısının normal anatomisini bozar. Genişleyen kistik yapılara bağlı olarak dişlerin yerleşiminde kaymalar meydana gelir.
Ayrıca, deformasyonlar yüz hatlarında belirgin değişikliklere yol açabilir. Estetik kaygılar ile birlikte fonksiyonel sorunlar da ortaya çıkar. Özellikle ısırma veya çiğneme gibi hareketlerde zorluk yaşanabilir. Bu tür problemler için cerrahi müdahale gerekebilir.
İleri Seviye Diş Enfeksiyonları
İleri seviye diş enfeksiyonları, çoğu zaman klasik diş tedavileriyle kontrol altına alınamayan vakaları ifade eder. Enfeksiyon dişin kök ucuna ilerlediğinde apse oluşumu görülebilir ve bu durum şiddetli ağrıya, şişliklere ve fonksiyon kaybına yol açabilir. Tedavi geciktikçe enfeksiyon yalnızca dişi değil, çevre kemik ve yumuşak dokuları da etkileyebilir.
Bu tür enfeksiyonlar yalnızca ağız sağlığını değil, genel sağlığı da tehdit edebilecek boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle ilerlemiş enfeksiyonlarda cerrahi değerlendirme büyük önem taşır.
Kanal Tedavisiyle Kontrol Altına Alınamayan Enfeksiyonlar
Kanal tedavisi, dişin iç dokularında sınırlı kalan enfeksiyonlar için etkili bir yöntemdir. Ancak bazı durumlarda enfeksiyon kök ucunun ötesine geçmiş olabilir ya da kanal yapısı tedaviyi zorlaştıracak kadar hasar görmüş olabilir.
Bu gibi vakalarda:
- Enfeksiyon kemiğe yayılmış olabilir
- Kanal tedavisi sonrası apse tekrar edebilir
- Sürekli ağrı ve hassasiyet görülebilir
Bu belirtiler mevcutsa, enfeksiyonun cerrahi olarak temizlenmesi gerekebilir. Amaç, enfeksiyon odağını tamamen ortadan kaldırarak çevre dokuların zarar görmesini önlemektir.
Apse Kaynaklı Kemik Dokusu Kayıpları
Apse oluşumu, enfeksiyonun uzun süre kontrol altına alınamaması sonucu ortaya çıkar. Kök ucunda biriken iltihap, zamanla çene kemiğinde erimeye neden olabilir. Bu durum yalnızca ağrıya değil, aynı zamanda kemik dokusunun zayıflamasına da yol açar.
Apseye bağlı kemik kaybı şu sonuçları doğurabilir:
- Çiğneme fonksiyonunun bozulması
- Diş kaybı riskinin artması
- İleri implant veya protez planlarının zorlaşması
Bu nedenle apse kaynaklı enfeksiyonlar, basit bir diş ağrısı olarak değerlendirilmemeli ve mutlaka uzman kontrolünde ele alınmalıdır.
Enfeksiyonun Sinüs ve Yumuşak Dokulara Yayılması
Üst çene bölgesindeki diş enfeksiyonları, anatomik yakınlık nedeniyle sinüs boşluklarına yayılma riski taşır. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar sinüzit benzeri şikâyetlere, yüz bölgesinde yaygın ağrı ve basınca neden olabilir.
Ayrıca enfeksiyon yumuşak dokulara ilerlediğinde:
- Yüzde belirgin şişlik
- Ağız açmada kısıtlılık
- Yutma ve konuşmada zorlanma
gibi ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu aşamada hızlı ve kontrollü cerrahi müdahale hayati önem taşır.
“Diş enfeksiyonlarının sinüs ve yumuşak dokulara yayılması, yalnızca diş hekimliği değil, genel sağlık açısından da acil değerlendirilmesi gereken durumlardır.”
Çene Kemiği Kırıkları ve Travmalar
Çene kemiği kırıkları ve travmalar, genellikle ani darbeler veya kazalar sonucunda meydana gelir. Bu tür yaralanmalar çenenin yapısal bütünlüğünü bozarak hem fonksiyonel hem de estetik problemlere yol açabilir.
Travmaya bağlı çene hasarları çoğu zaman acil değerlendirme gerektirir ve cerrahi planlama ile ele alınır.
Darbe ve Kazalar Sonrası Oluşan Çene Hasarları
Trafik kazaları, spor yaralanmaları veya düşmeler çene bölgesinde ciddi hasarlara neden olabilir. Bu tür travmalarda yalnızca kemik değil, dişler ve yumuşak dokular da etkilenebilir.
Sıklıkla karşılaşılan durumlar şunlardır:
- Çene kemiği kırıkları
- Dişlerin yerinden çıkması veya kaybı
- Yumuşak doku yaralanmaları
Travmanın şiddetine göre tedavi süreci değişkenlik gösterebilir ve multidisipliner yaklaşım gerekebilir.
Isırma, Konuşma ve Çiğneme Fonksiyonlarının Bozulması
Çene travmaları, ağız fonksiyonlarını doğrudan etkiler. Isırma sırasında ağrı, konuşurken zorlanma ve çiğneme esnasında dengesizlik sık görülen şikâyetler arasındadır.
Bu fonksiyon kayıpları tedavi edilmediğinde:
- Beslenme düzeni bozulabilir
- Kas ve eklem problemleri gelişebilir
- Günlük yaşam kalitesi düşebilir
Erken müdahale, bu fonksiyonların yeniden kazanılmasında kritik rol oynar.
Yüz Simetrisi ve Estetik Görünümde Değişiklikler
Çene kemiği kırıkları ve ciddi travmalar, yüz simetrisinde bozulmalara neden olabilir. Çenenin doğal hizasının kaybolması, yüz ifadesini ve estetik dengeyi olumsuz etkileyebilir.
Estetik değişiklikler yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkiler de yaratabilir. Bu nedenle çene travmalarında tedavi hedefi sadece kemiğin iyileşmesi değil, yüz estetiğinin ve fonksiyonların birlikte korunmasıdır.
İmplant Öncesi Cerrahi Gerektiren Durumlar
İmplant öncesinde cerrahi gerektiren durumlar, diş hekimliğinde önemli bir yer tutar. Yetersiz kemik hacmi ve yoğunluğu, implant uygulamalarında büyük sorunlara yol açabilir. Bu nedenle hastaların kemik yapısının değerlendirilmesi gerekir.
Bazı vakalarda kemik grefti uygulamaları gerekli olabilir. Bu işlem, eksik olan kemik dokusunu yenilemek için yapılır. Ayrıca üst çenede sinüs lifting işlemi de ihtiyaç duyulabilir; böylece implantların başarılı bir şekilde yerleştirilmesi sağlanır.
Yetersiz kemik hacmi ve yoğunluğu problemleri
Yetersiz kemik hacmi ve yoğunluğu, diş implantı uygulamaları için ciddi engeller oluşturur. İmplantların yerleştirilebilmesi için çene kemiğinde yeterli destek bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde, implantın başarısı riske girebilir.
Bu durum genellikle diş kaybı sonrası meydana gelir. Ayrıca, yaşlanma süreci veya bazı hastalıklar da kemik kaybına yol açabilir. Böyle durumlarda kemik grefti gibi cerrahi yöntemler uygulanarak uygun bir ortam sağlamak mümkündür. Bu sayede implant tedavisi başarıyla gerçekleştirilebilir.
Kemik grefti uygulamaları gerektiren vakalar
Kemik grefti uygulamaları, çene cerrahisi alanında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özellikle diş implantı yerleştirilmeden önce yetersiz kemik hacmi ve yoğunluğu sorunları olan hastalar için bu işlem gereklidir. Eksik veya zayıf kemiğin onarılması amacıyla farklı kaynaklardan alınan kemik dokuları kullanılır.
Bu prosedür, çene bölgesinin sağlamlığını artırarak implantların başarı oranını yükseltir. Ayrıca, mevcut kemiği destekleyerek doğal dişlerin işlevini yeniden kazandırmaya yardımcı olur. Kemik greftleri, hastanın genel ağız sağlığına önemli katkılarda bulunur.
Sinüs lifting ihtiyacı olan üst çene implantları
Üst çene implantları, yetersiz kemik hacmi durumlarında sinüs lifting işlemi gerektirebilir. Sinüs lifting, üst çenedeki maksiller sinüsün tabanını yükseltmeyi amaçlayan bir cerrahi tekniktir. Bu işlem, yeterli alan yaratmak için kemik greftleri eklenerek gerçekleştirilir.
Kemik kaybı nedeniyle implant yerleştirme mümkün olmayabilir. Sinüs lifting ile bu sorun aşılabilir ve hastaların diş implantlarına sahip olma şansı artar. Uygulama sonrası hastalar hızlı bir iyileşme süreci geçirir ve fonksiyonel bir ağız yapısına kavuşurlar.
Çene Cerrahisi Sonrası İyileşme Süreci
Çene cerrahisi sonrası iyileşme süreci, yapılan işlemin kapsamına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu dönemde amaç; ağrıyı kontrol altına almak, dokuların sağlıklı şekilde iyileşmesini sağlamak ve olası komplikasyonların önüne geçmektir. İlk günlerden itibaren hekimin önerilerine uyulması, sürecin konforlu ve sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem taşır.
Cerrahi sonrası dönemde hastaların dinlenmeye zaman ayırması, ağız hijyenine özen göstermesi ve kontrol randevularını aksatmaması iyileşme kalitesini doğrudan etkiler.
İlk Günlerde Ödem ve Ağrı Kontrolü
Çene cerrahisi sonrasında ilk birkaç gün ödem ve ağrı görülmesi normal kabul edilir. Bu belirtiler, vücudun cerrahi müdahaleye verdiği doğal bir tepkidir ve genellikle kısa süre içinde azalır.
Bu dönemde dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- Hekimin reçete ettiği ağrı kesici ve ilaçların düzenli kullanılması
- Soğuk kompres uygulamalarıyla şişliğin kontrol altına alınması
- Başın hafif yüksek pozisyonda tutulması
- Fiziksel efor gerektiren aktivitelerden kaçınılması
Bu önlemler, hem ağrıyı azaltır hem de iyileşme sürecini destekler.
Beslenme ve Ağız Bakımına Dikkat Edilmesi
İyileşme sürecinde beslenme alışkanlıkları önemli bir rol oynar. Cerrahi sonrası ilk günlerde çiğneme zorlayıcı olabileceği için yumuşak ve kolay tüketilebilen gıdalar tercih edilmelidir.
Önerilen beslenme yaklaşımı:
- Çorba, yoğurt, püre gibi yumuşak gıdalar
- Ilık veya oda sıcaklığında yiyecekler
- Sert, yapışkan veya çok sıcak gıdalardan kaçınma
Ağız bakımında ise cerrahi bölgeye zarar vermeden temizlik sağlanmalıdır. Yumuşak kıllı diş fırçaları ve alkol içermeyen gargaralar tercih edilmelidir. Ağız hijyenine dikkat edilmesi, enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır.
Kontrol Randevularının Önemi
Çene cerrahisi sonrası düzenli kontrol randevuları, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini değerlendirmek için gereklidir. Bu kontroller sayesinde cerrahi alan incelenir, iyileşme hızı gözlemlenir ve olası sorunlara erken müdahale edilebilir.
Kontrol randevuları aynı zamanda:
- Ağrı ve ödemin değerlendirilmesini
- Dikişlerin ve dokuların durumunun kontrolünü
- Gerekli durumlarda tedavi planının güncellenmesini
sağlar. Düzenli takip, komplikasyon riskini azaltan en önemli faktörlerden biridir.
Özel Aile Diş’te Çene Cerrahisi Yaklaşımı
Özel Aile Diş’te çene cerrahisi süreci, yalnızca cerrahi müdahaleyle sınırlı kalmaz. Hastanın durumu detaylı şekilde değerlendirilir ve tüm süreç planlı bir şekilde yönetilir. Amaç, güvenli bir cerrahi uygulama ve kontrollü bir iyileşme süreci sağlamaktır.
Cerrahi öncesinden başlayarak iyileşme tamamlanana kadar hastalar yakından takip edilir.
Detaylı Klinik ve Radyolojik Değerlendirme
Çene cerrahisi öncesinde yapılan klinik muayene, ağız içi yapıların ve çene fonksiyonlarının değerlendirilmesini sağlar. Bununla birlikte radyolojik görüntüleme, kemik yapısı ve diş kökleri hakkında net bilgiler sunar.
Bu değerlendirme süreci sayesinde:
- Gömülü dişler, kistler veya enfeksiyonlar tespit edilir
- Cerrahi planlama daha güvenli hale gelir
- Olası riskler önceden belirlenir
Doğru teşhis, başarılı cerrahinin temelini oluşturur.
Hastaya Özel Cerrahi ve Takip Süreci
Her hastanın ağız yapısı ve cerrahi ihtiyacı farklıdır. Bu nedenle çene cerrahisi uygulamalarında kişiye özel planlama esastır. Cerrahi yöntem, hastanın mevcut durumu ve beklentileri doğrultusunda belirlenir.
Cerrahi sonrası dönemde ise:
- İyileşme süreci düzenli kontrollerle izlenir
- Hastanın geri bildirimleri dikkate alınır
- Gerekli durumlarda ek yönlendirmeler yapılır
Bu yaklaşım, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.







Çene Cerrahisi Gerektiren Diş Problemleri Sıkça Sorulan Sorular
Çene cerrahisi ağrılı bir işlem midir?
İşlem sırasında lokal anestezi veya gerekli durumlarda sedasyon uygulandığı için ağrı hissedilmez. İşlem sonrasında hafif–orta düzey ağrı ve şişlik olabilir, bu durum verilen ilaçlarla genellikle kontrol altına alınır.
Çene cerrahisi her diş problemi için gerekir mi?
Hayır. Çoğu diş problemi dolgu, kanal tedavisi veya basit çekimle çözülür. Çene cerrahisi genellikle gömülü dişler, kistler, çene kemiği sorunları ve ileri enfeksiyonlarda gereklidir.
Gömülü diş mutlaka ameliyatla mı alınır?
Tamamen veya kısmen kemik içinde kalan gömülü dişler çoğunlukla cerrahi işlemle alınır. Ancak yüzeye yakın ve basit vakalarda daha kolay müdahaleler yeterli olabilir.
Çene cerrahisi sonrası iyileşme ne kadar sürer?
İlk iyileşme süreci genellikle 7–10 gün sürer. Tam doku iyileşmesi yapılan işleme bağlı olarak birkaç haftayı bulabilir. Şişlik ve morluklar genellikle ilk hafta içinde azalır.
Çene cerrahisi estetik görünümü etkiler mi?
Geçici şişlik ve morluklar dışında kalıcı bir estetik bozulma olmaz. Aksine bazı vakalarda yüz simetrisi ve fonksiyonlar olumlu yönde etkilenir.
Çene cerrahisi sonrası şişlik normal midir?
Evet, özellikle ilk 48 saat şişlik görülmesi normaldir. Soğuk uygulama ve hekim önerilerine uymak şişliğin daha hızlı inmesini sağlar.
Çene cerrahisi sonrası ne zaman yemek yenir?
Genellikle ilk birkaç saat sonra yumuşak ve ılık gıdalar tüketilebilir. Sert, sıcak ve baharatlı yiyeceklerden bir süre kaçınılmalıdır.
Çene cerrahisi sonrası dikişler alınır mı?
Kullanılan dikiş türüne bağlıdır. Kendiliğinden eriyen dikişler alınmaz, klasik dikişler ise genellikle 7–10 gün sonra alınır.
Çene cerrahisi kim tarafından yapılır?
Bu işlemler Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi uzmanları tarafından gerçekleştirilir. Bu branş, ileri cerrahi ve kemik müdahaleleri konusunda özel eğitim almıştır.







